Kimse bize kemer sıkmayı öğütlemesin!

Hiç yaşadınız mı böyle bayram?

Otobüs parası çok değil mi? Memlekete gitmek zor bu bayram. O zaman bu yıl da aynı şehirdeki akrabaları ziyaret edelim diyorsun? Nasıl da çabuk uyum sağlıyoruz hemen… Bu yaşananlar kadermiş gibi. Kendi ülkemizde bir şehirden bir şehre gidememek kader olabilir mi? Ya da yol parası için kredi çekmek?

Asgari ücret 5500 lira.

Peki kira kaç lira? Ekmek kaç lira? Kaç lira yumurta? Bebeğe bez, mama? Üç dilim peynir bayram sofrasına?

Kaç lira kaç? Kaçan uykularımız kaç lira?

Kaç lira emeğimizin ederi, soruyoruz insan onuruyla alay edenlere. Bizden çalıp, karlarına kar katan patronlara, onlar adına yönetenlere…

Açlık sınırı 6.391 lira… Yoksulluk sınırı 20.818 lira

Diyorlar ki, budur emeğinizin ederi. Diyorlar ki devam etsin açlığınız, devam etsin yoksulluğunuz. Çalışın, tüm zamanınızı ortaya koyun, bizim keselerimizi doldurun.

Elektriğe zam, ekmeğe zam, sabuna, ulaşıma, benzine zam. Vergiler az gelmiş, onlara da zam… Temel insani ihtiyaçlara zam yaptılar kırk kere, asgari ücrete ise bir kere, o da açlık sınırının altında. Lütfettiler…

Biz fakirleştikçe onlar zenginleşiyor. Kriz bize var yalnız, onlara yok. Onlar bu dünyada cenneti yaşıyorlar. Burada bir gelecek yok, burada yıkım var. Yama tutmaz bu bozuk düzen, ama bir gelecek var.

Gelecek üretenlerde ve direnenlerde…

Hakları için direnen işçiler onlarca fabrikada talep ettiklerini kazandılar. Kadınlar direniyor, yaşamları ve özgürlükleri için meydanları dolduruyorlar. Kendi ülkelerinde geleceği kurmak için direnen öğrenciler bir yol açıyorlar.

Bir çıkış arayanlar; önümüzde açılacak bir yol var. Biz direnirsek, biz istersek, alacağız dersek kazanabiliriz geleceğimizi ancak.

Zenginler servetlerini katlıyorlarsa, kimse bize kemer sıkmayı öğütlemesin.

Her ay her şeye zam yapılabiliyorsa, işçilerin ücretleri de her ay yeniden belirlenmelidir.

Ulaşım, eğitim, sağlık, barınma ücretsiz olmalı, herkes için erişilebilir olmalıdır.

Bunları yapmak bugün çok mümkün. Ama biz mücadele etmeden kimse bunları bizim için yapmayacak. Hep daha yoksullaşmaya, hep kuruş hesabı yapmaya alışmak değil çözüm. Bizim gibi olanlarla yan yana gelmekte; bizi sömürenlerden hakkımızı, bizden çaldıklarını geri istemekte. Bunu yaptıkça göreceğiz ki, gerçekten bir gelecek var.

Kurtuluş yok tek başına; ya hep beraber, ya hiçbirimiz!

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here