Kin ve düşmanlık

Şarkıcı Gülşen, 25 Ağustos günü, yaklaşık 24 saat içinde “halkı kin ve düşmanlığa sevk” iddiasıyla tutuklanmıştır.

Yönetenler, egemenler kavramlarla oynama konusunda uzmanlaşmıştır. Fazla mesainin adı ‘esnek çalışma’dır mesela. Üretimde sömürünün devamını sağlamanın adı ‘iş barışı’dır örneğin.

Yasalar yönetenlerin yasasıdır. Onların kullandığı kavramlar da.

Halkı kin ve düşmanlığa sevk. Ne kadar tumturaklı bir laf.

Tıpkı “ulusal çıkarlarımız” gibi, tıpkı “devletin bekâsı”, tıpkı “aynı gemideyiz” gibi. Hepsi bir avuç aşağılık sömürücünün kendi cennetlerini kaybetmemesinin bizim kulağımıza çalınan versiyonlarıdır. Hepsinde aynı yalanın örtüsü gizlidir.

Açlık sınırının 6.839 lira olduğu yerde, milyonların gözünün içine baka baka “Neymiş millet açmış, aç olarak dolaşanları siz doyuruverin, Aç kalan falan yok!” demek, nedir?

Milyonlarca insan 5500 lira maaşa mahkûm çalışırken, “bakın ben sokaklarda rahatça dolaşabiliyorum” demek, nedir?

36 milyon kişi banka borçlarıyla cebelleşirken, her yıl, Koç’un, Sabancı’nın, Demirören’in, Cengiz’in, Kolin’in bilcümle tüm patronların silinen vergi borçları, ödenmeyen kredilerinin affedilmesi, nedir?

Günde 4 kadın öldürülürken, kadın katillerinin sırtını sıvazlamak, tecavüze uğrayanlar için “bir kereden bir şey olmaz” demek, nedir?

Bundan daha “alenen halkı aşağılama” mı var?

Evini savunan mahalleliden barınamıyoruz diyen öğrenciye, direnişe geçen işçiden hakkını savunan kadınlara, her eyleme azgınca saldırmaktan daha bariz “düşmanlık” mı var?

Katiller, tecavüzcüler, halkı soyanlar elini kolunu sallayarak dışardayken memleketin dört bir tarafındaki cezaevleri, boyun eğmeyenle, diz çökmeyenle, susmayanla, korkmayanla, itaat etmeyenle doludur. Gülşen de bunlardan biri olmuştur. Boyun eğmeyene “kin”lenmek, TC’de bir devlet geleneğidir.

Yasalar yönetenlerin yasasıdır. Onların kullandığı kavramlar da.

İşçi sınıfının, emekçilerin, kadınların, halkların, öğrencilerin, doğasını-yaşamını savunanların düşmanı sermaye ve onun bekçileridir. Öfke, kin, yaratıcısına yönelmelidir.

Boyun eğmemek, özgürleşmek için önemli bir adımdır.

Örgütlü mücadele, özgürleşmenin tek yoludur.

Boyun eğmeyenlerin, diz çökmeyenlerin, susmayanların, itaat etmeyenlerin, direnenlerin de kendi yasalarını yazma vakti gelmiştir.

Evet varlığınızla, her yaptığınızla halkı kin ve düşmanlığa sevk ediyorsunuz. Evet, bu aşağılık, iki yüzlü sömürü ve zulüm düzeninize kinliyiz.

Alaşağı edene kadar da durmayacağız.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here